Ahh Adana...
Yiğenimin düğünü için 4-5 günlüğüne geldiğim memleketim Adana.
Arkadaşlarım , adana team , akrabalarım...
Anlatanı anlatılanı dinlemek , anlayabilmek sırası geldiğinde fikrini söylemek yaşanmışlıklarını aktarmak yani sohbeti derinden keyfle hissedebilmek insanları birbirlerine bağlayan en büyük çimento.
Bende memleketimde bolca bunu yapmaya çalıştım. Vaktini ayıran herkese nasıl teşekkür ederim zorlanıyorum , onlara şükranlarımı iletiyorum.
Ve de düğün bir iken süpriz bir düğün ile çifte düğün oldu . İkinci düğün bol gözü suluda olsa , zamanlama çok mükemmel , iyiki Adana'da imişim ( 25-30.haziran).
9 Mart 2012 de başlamış olan tırmanış günlerinin bolluğu ile dikkat çeken 1.etap 2259 km yol ile tamamlanmış , Yarın ( 1 temmuz ) Karasu'dan 2. etap başlayacak.Pozitif dileklerinize her zaman olduğu gibi yine çok ihtiyacım var.
Sevgilerimle
30 Haziran 2012 Cumartesi
19 Haziran 2012 Salı
çadırı zorunluluktan,kısa pantalonu moral olsun diye yenilediğim izmir'den ; güneş,eriyen asfalt,şiddetli rüzğar ve km lerce insansız yollardan, soluksuz altı günde bursa...
foça'ya (13.06.12) rahat bir yoldan sonra 66.91 km ve 5.10 h lık bır mesai ile ulaşıp,ingiliz burnundaki kampinge yerleşip dinleniyorum hatta bir ara bisiklete atlayıp foça'yı turluyorum.akşamla beraber kabus başlıyor; önce çadırımın yerini degiştiriyorum,mangalcılar nedeniyle sonra gecenin 2-3 de bangır bangır kötü müzik...sabahı dar edip toplanıyorum ama alacakaranlıkta sivriler sanki çanakkalede ölüme giden askerler gibi saldırıyorlar.kaçıyorum foça'dan...
foça'dan yenifoçaya dogru sabah serinliğinde tüm yarımadayı katediyorum (14,06,12),ne güzel koylar vede oldukça bakir yerler, üç adet kamping alanı görüyor keşke buralarda kalsaydım diye hayıflanıyorum. vede 'kozbeyli'nin dibek kahvesi meşhur önerisi ile 2 km yol alıp, şakir in kahvehanesinde güzel bir sabah kahvesi içip, lafladık...şakir; önceki sahibinden 1994 yılında mekanı 55 yıl işleten kahveciden devir almış.mekan,çeşme,evler tarih kokuyor...ama sanayinin arasında kalmış bir vadi,tepelerde kirlilik bulutlarını gösteriyor şakir...ve sıcağa kalarak yola devam edip 12.35 te 68.90 km yol ile 'şakranlı'ya ulaşıp kampinge yerleşiyorum...akşam gezintisinde erik toplamanın karşılığı kayısı elde ettim 1 kg kadar,kayısılar güzeldi...
sabah(15, 06,12) yine erken kalkıp 05.44 de yürüdük ve rüzğar var,çanakkale yoluna çıkınca rüzğar degil sanki fırtına... yandan yiyiyorum rüzgarı , ha düştüm düşecem modunda ilerliyorum ama yol dönüp tam cepheden geldiğinde aman allahım gitmek ne mümkün...eğimin çok az olduğu bu bölümde telef oluyorum, ah bir rüzgar olmasaydı diyorum...bergama'dan allioni yani ivrindi yönünde ilerliyorum.köyler hep yoldan içerlerde hiç insan yok var olanlarda hızlı taşıtlar...allioni sular altında kalmış , bir sarı tabelası dahi yok... böylece 30 km yol alıp 13.35 te 63.21 km dereköy (turanlı) ya ulaşıyorum. imam,muhtar derken çadıra fit iken cami odasında konaklıyorum...makarnadan sonra paşanın arka tekerleğini temizlemem en az bir saatimi aldı, eriyen asfalt nedeniyle lastiğin tüm dişleri küçük taş ve zift ile doluydu. rüzğar mı desem sıcak mı desem eriyen asfalttan şıpır şıpır lastiği tutmasımı desem zor bir gündü... tel da çekmiyor ayrıca...
ve ezan sesi ile uyanıp 05,30 da yoldayız(16,06,12), ilk 8 km yi biraz rüzğar biraz rampa iyi gidiyor ama sonra açık alana çıkınca rüzğar yerini borana bırakıyor ,uzakta kara bulutlar ve rampa , rampa... ve gardım düşüyor;nadiren geçen araca yalvaran göz ile camdan bakıyorum...sonuç; moral motivasyonu telkinlerimde buluyorum...2,5 h sonra zirveye yakın bir yerdeyim iki gündür tel ilk kez çekiyor ceren'e alo diyorum...ve daha makul rüzğar ile ve in çıklarla ilerleyip ivrindi'ye geliyorum... aldığım hava tahminlerine göre bu rüzğar durmayacak , her gün var,yani tecavüzden kaçış yok... ve biraz daha ilerleyip çay bahçesi ve modundaki alana oluru alıp yerleşiyorum, gökçeyazı (balıkesir) 69,74 km saat de 14,50.
sabah (17,06,12) 05,37 de yürüdük,balıkesir'de çay simit molasında işe gidecek amele arkadaşlarla sohbet ediyorum...rüzğar olanca şiddetiyle devam,beni sollayan tırlardan artık çok korkuyorum önce hava boşluğu sonra beni çekmesi , ürkütücü...7,5 saat mesai yaptık sonra uzun bir mola ve 3 saat daha mesai yapıp mustafakemalpaşa'ya 8 km kala gördüğüm ilk petrol ofisine yanaşıyorum izini alıp tam çadırı kuracak iken mesciti öneriyorlar ve hemen teklifi kabul ediyorum...
sabah yine erkenden (18,06,12) 05,24 de tekerlek döndü ama bu kez hızlı hızlı dönüyor ve iyi yol alıyorum,trafik yok rüzğar yok rampa yok , uçuyorum...rüzğar 2 kez çıkacak gibi oldu ama yalan oldu ve saat 12 de 82 km yol ile uludağ uni.girişindeyim. ve sonra şehir içinde kaybolmalı bir şekilde saat 13,30 da 94,26 km yol ile songül hoca ile buluşuyorum,bursa...
12 Haziran 2012 Salı
göcek,çökertme,bodrum,bafa derken karaburun yani en batı ve tabiki kaynaklar...
Kaş,kaş kamping; mavilik derinlik suyunun soğukluğu ama ufkun,hayallerin sıcaklığı cepheden meis ve hasır köşkte içilen mehmet efendi kahveleri...ve kaputaş,bölgenin ilk rotası herkese göre güçlü bir mantel gerektiriyor,bende o kadar yok,oturarak rotayı bitiriyorum, sağol shirly bu tırmanış günü için...
bir misafirim var tabakta meyve ile başlıyoruz derken yemekte makarna ,yoğurt,domates,salatalık elimle besliyorum yetmedi çöpten salatalık kabukları ile devam ediyoruz çok açız sanırım çünkü cüsse küçük,
bir kaplumbağa...'sevilecek ne çok canlı var paylaşacak ne çok lokma var bilene,öğrenene'...
sabah (28.05.12) erken kalkıp 06.35 tekerlek döndü. ilk mola tabiki 'kaputaş'..kayaları,rotaları selamlıyorum,
kayalara rotaları açarak yeni bir can veren arkadaşlar ve onlara her türlü yardımlarını esirgemeyen insanlar keyfiniz daim olsun...
ve eşen'i tahminen 5-6 km geçip 'çobanlar' köyü (80.94 km ve saat 14.30) cami bahçesi bu geceki konaklama mekanım...
sabah bu kez 06.20 de hareket ile 11.45 te 58.26 km yol alarak göcek'teyim...öğleden sonra dinlenip ertesi gün
(30.05.12) feride ile kayalara gidip kolayından tırmanıyoruz...feride,dükkanı vede annesi, kahve saatleri, taze fasulye,pilav,cacık,kızartma...anne yemekleri ve komşuluk ilişkileri ve güzel sohbetler güzel...
gece bir türlü uyutmayan sivrisinekten sonra 05.55 de tekerlek döndü.kaçak girilen tünelin çıkışında görevli kucağa çagırdı;bende ücret ödeyecekmiyim abi-senin tünele girmen yasak kardeşim-ama ben tünelin kaldırımından geçtim-geçmişin gari yapacak bir şey yok- bağlaması ile aşagıya doğru coşarak aktım saat 15.00 79.73 km ile akyaka orman kampındayım...20 tl ücret içime oturdu var oldugu söylenen duşu duştan başka her şeye benzetebilirim buna rağmen denizi,konumu on numara sakinleri ise üç numara 01.06.12...
sabah bu kez 06.20 de hareket ettim egemen'lere (bodruma) doğru...bolca inişli çıkışlı 18 km yol aldıktan sonra asıl rampaya daha başlamadıgımı öğreniyor ve titriyorum...ve bir 18 km yol alarak daha dogrusu zirve yaparak bugün toğlamda 36 km yi 5.30 da alabilmiştim bunun üzerine frenleri sıkmaktan bir hal olmuş durumda 45 km yol ve saat 13.00 de ören deyim ve bol dinlenme...ören-milas 45 km , bodrum-milas 48 km olduğunu düşünerek egemen beni yolda karşılayacak böylece bende bodrum'dan devam edecegim yola,yeni karar...
ören'den tekrar hareket eder etmez kayalardan yola bakamıyorum ve bolca foto çalışıyorum abilere göstermek üzere..bana göre bölge olabilecek potansiyele fazlası ile sahip bir kayalık ve ören'e 2-3 km... ve çökertme; türkülere konu olmuş köy,abimle konuşuyoruz...ve saat 15.30 da çökertme rampasını inmiş 61.73 km yol kat ederek mazı kavşagında egemen'le buluşuyoruz, ve paşa ilk kez bir taşıta biniyor ve bodrum 02.06.12...
'kollarım kımıl kımıl titriyor...soluksuz yürümenin neredeyse imkansız olduğu rampalarda paşamı sürüklemek.bitirdi..18 km rampa çık çıkabildiğin kadar' paylaşıyorum sanal aleme bodrum'dan...egemen-esma canlı kıpır kıpır. aynı gece ve ertesi gün bodrum ,gümüşlük,yalıkavak,ortaköy ve kale aktif dinlenme... egemen ve esma'nın aileleri ile tanışıp yemekler ve sohbetler...
feride'nin emanet atlasını bulamıyorum...ne yapacagız...
sabah (04.06.12) egemen ve esma nın bodrum girişine kadar bizi servis yapmalarının güzelliği ile 06.25 te pedala çıktım ve 45 km sonra 10.30 da milas'tayız ve mola enişteyi arıyorum...vede 14.30 da 83.50 km yol alarak bafa zeybek kampinge yerleşiyoruz...ama çadırın bir polü patlıyor deli rüzgardan (imbat)ve dış katman bir kez daha yırtılıyor...ama hiçbirşey moralimi bozamıyor... 'mademki tırmanış yok ozaman ne yapım bira içelim' deyip kendime bira ısmarlıyorum...gölün kıyısında,kayaların üzerinde vede gün batımında yudum yudum...bodrum'un canlı aktif dinlenmesinden sonra bafa tam bir rehabilite oldu... sabah (05.06.12) 07.30 da kahvaltı için oturdugum kayanın üzerinde 2h geçmiş ve devam; göle,ördeklere,balıkçıllara,ufuklara,hayallere.....
zeybek kamping sahipleri ile laflıyorum; sizin burlarda yılan varmıdır netür vardır-yılanmı gördün-deyiveriyo-
bende evet-biz karayılan deriz deyo 'o' buralarda dolanır ahırdaki fareleri yer sonra dut ağacına gelip dut yer biz onu öldürmeyiz-diyor sanki tavuklardan,ineklerden bahseder gibi anlatıyordu...siyah kalın en az 2 m anaç bir kara yılan yaklaşık 2-3 m mesafeden bolca bakıştık ve foto çalıştım...
bu sabah (07.06.12) 06.02 de bafa dan ayrılıyor ve 50 km yi 4 h de aldım diye seviniyorum ama bu çok kısa sürüyor, yağmurdan kaçamayıp yakalanıyoruz ama küçücük otobüs duragı önce bizi sonra motorcuları ve yayaları koruyor,ıslatmıyor... 10 km yol alıp sökedeyim ve ikinci yagmur...ceren'den hava durumlarını ögreniyor ne gidersem deyip yola devam...kuşadası içerisinde selçuk sapagını teyit için sormam kafa karıştırıyor ve çağlar ç.dan acil yol destegi alıyorum az sonra bu kez ön vites en küçük dişliden diğerine geçmiyor...ve hemen dağ bisiklet ibrahim'den tamir destegi alıyorum,sıkışan küçücük bir taş sorun yaratmış tam çözdüm teşekkür tel dan sonra çiş yapayım derken pantolonun düğmesi kırılıyor ama yola devam...
saat 18.30 ,113.18 km yol almış iken kuşadasını kuzey batıdan muhteşem manzaralı yol kenarındaki çam ağacının yanına çadırımı kuruyorum,ahmetbeyli...
sabah 06.05 te seferihisara doğru hareket ediyorum...küçük küçük in çıklar ama suyum çok az tedirginim... petrolun marketı saat 08.30 acılacakmış, artezyen suyu ile mataraları dolduruyorum ve suyun tadı farklı.. iki gün ağzımdan gitmedi farklılık...güllük'ün bitimi ile uzun rampalar başlıyor neyseki inişlerde var..sağ üst baldırımda biraz sinyal var rampalarda tam zorlamıyorum böylece 18 km daha yol alarak sığacık-seferihisar a geldiğimde 68.92 km ve 13.25 olmuştu direk pansiyon buldum duş alıp uzanıyorum tabi önce çamaşır yıkama...iki kez horlama sesime uyanmalı böylece 3 h uyumuşum...akşam üzeri sığacık ta dolanıyorum şirin bir yer dar sokaklar,beyaz tek katlı evler,yaşlı bakkaldan düğme de buluyorum ve besleniyorum... sıgacıkta hava 21.00 de kararıyor,batı...
ve sabah yıne erkenden 06.05 de yola çıkıp onur ş.dan alınan yol destegi ile kısa inişli çıkışlı yoldan kolayca urla'ya sonrada çevre yoluna giriyoruz ve karaburun tabelası keyfle devam ediyorum... ama asıl karaburun yoluna girince trafik korkutuyor,yol gerçek eski antalya sahil yolu ama trafik yogun ve hızlı gün cuma haftasonu da degil...iki tehlike yaşıyorum birincisinde yoldan aşagı inerek üstüme gelen magandadan kurtuluyorum digerinde ise kamyonun biri gerçek yalayarak geçti,daha önceki tırlar falan çok çok iyi imiş...ama devam diyor fakat vites 1-3 pedal dönmüyor rüzgar çok şiddetli bende kuyruğu kıstırıp geri dönüyor gülbahçe'ye bisikleti bağlayıp dolmuşla karabura'a gidiyorum...mordoğan'dan önce balıklıova dan sonra bir adet kamping görüyorum karaburun'a kadar ama serbest kamp atılacak yerler bolca hissediyorum...
ve benim için memleketin en batısı karaburun'dan selamlıyorum ; kızlarımı,kadim dostlarımı,akrabalarımı, adana team i,geyikbayırı olympos kaş göcek bodrum lu tüm tırmanıcıları,yeni tanıştığım arkadaşları ve dedikodu bile olsa adımı zikreden arkadaşları...
ve sabah erkenden kaynaklar'a dogru pedal basıyorum...30 km sonra güzelbahçe'de berrin karakaya ile migrosun önünde buluşup kahvaltı yapıp sohbet ediyoruz sonra ters yönlere yol alıyoruz ikimizde...
10 km sonra narlıdere'den otobana giriyorum , kaçak... kısa süre sonra her yer polis kaynıyor ama bana karışan yok derken diğer taraftan bir el işareti vede az sonra yanımda biten motorlu polis kibarca uyarıyor ama polisler bitmiyor ve tabıı bende çok hızlı değilim,,,yoruldum ama duramıyorum ve bu kez kaba bir ikaz yiyorum ve sonunda küçük bir sorgu sohbeti ve sonrada burcu g.ın tam tarifi gibi kaynaklar sapagından çıkıyorum...ama köy bir türlü görükmüyor...bugün pedalda üst üste dördüncü günüm...ve nihayet 74.75 km ve saat 15.15 de köy meydanındayım...küçük bir alış veriş ve kamp yeri ,huzur...dinlenirken erdem'lerin gelmesi keyfimi yerine getirdi...yarın tırmanış diye konuşuyoruz...
bugün 10.06.12 seyehate çıkalı üç ay olmuş, takvim olarak tahminen yarısı , km olarak ise üçte biri bitmiş 1506 km yol katetmişiz paşayla...sabah yine erken uyanıyorum ama tekrar yatıp 9 gibi çadır dışına çıkıyorum ilk kez matı dışarı serip efil efil uzanıyorum veeee mat patlıyor...
bazı günler hala oldukça duygusal oluyorum nedensizce, çaglar b.nın aladağlardan araması dünkü duygusallığıma iç yağmurları doldurdu...
neyse erdem'ler geldi ve tırmanış,berna'nın gelmesi ile küçük küçük tırmanıyoruz ve en son 2006 da ziyaret ettiğim bölgede temiz bitiremediğim 'tatu' yu bol betalı olarak tırmanıyorum...
tırmanışı seviyorum bana hala çok büyük keyf veriyor....
ve kayalardan herkesten önce ayrılıp çok hafif bir yükle (sağolasın erdem) karşıyaka'ya akıyorum bir 37 km yol ile tersane kafede erdem'le buluşuyoruz......
Kaş,kaş kamping; mavilik derinlik suyunun soğukluğu ama ufkun,hayallerin sıcaklığı cepheden meis ve hasır köşkte içilen mehmet efendi kahveleri...ve kaputaş,bölgenin ilk rotası herkese göre güçlü bir mantel gerektiriyor,bende o kadar yok,oturarak rotayı bitiriyorum, sağol shirly bu tırmanış günü için...
bir misafirim var tabakta meyve ile başlıyoruz derken yemekte makarna ,yoğurt,domates,salatalık elimle besliyorum yetmedi çöpten salatalık kabukları ile devam ediyoruz çok açız sanırım çünkü cüsse küçük,
bir kaplumbağa...'sevilecek ne çok canlı var paylaşacak ne çok lokma var bilene,öğrenene'...
sabah (28.05.12) erken kalkıp 06.35 tekerlek döndü. ilk mola tabiki 'kaputaş'..kayaları,rotaları selamlıyorum,
kayalara rotaları açarak yeni bir can veren arkadaşlar ve onlara her türlü yardımlarını esirgemeyen insanlar keyfiniz daim olsun...
ve eşen'i tahminen 5-6 km geçip 'çobanlar' köyü (80.94 km ve saat 14.30) cami bahçesi bu geceki konaklama mekanım...
sabah bu kez 06.20 de hareket ile 11.45 te 58.26 km yol alarak göcek'teyim...öğleden sonra dinlenip ertesi gün
(30.05.12) feride ile kayalara gidip kolayından tırmanıyoruz...feride,dükkanı vede annesi, kahve saatleri, taze fasulye,pilav,cacık,kızartma...anne yemekleri ve komşuluk ilişkileri ve güzel sohbetler güzel...
gece bir türlü uyutmayan sivrisinekten sonra 05.55 de tekerlek döndü.kaçak girilen tünelin çıkışında görevli kucağa çagırdı;bende ücret ödeyecekmiyim abi-senin tünele girmen yasak kardeşim-ama ben tünelin kaldırımından geçtim-geçmişin gari yapacak bir şey yok- bağlaması ile aşagıya doğru coşarak aktım saat 15.00 79.73 km ile akyaka orman kampındayım...20 tl ücret içime oturdu var oldugu söylenen duşu duştan başka her şeye benzetebilirim buna rağmen denizi,konumu on numara sakinleri ise üç numara 01.06.12...
sabah bu kez 06.20 de hareket ettim egemen'lere (bodruma) doğru...bolca inişli çıkışlı 18 km yol aldıktan sonra asıl rampaya daha başlamadıgımı öğreniyor ve titriyorum...ve bir 18 km yol alarak daha dogrusu zirve yaparak bugün toğlamda 36 km yi 5.30 da alabilmiştim bunun üzerine frenleri sıkmaktan bir hal olmuş durumda 45 km yol ve saat 13.00 de ören deyim ve bol dinlenme...ören-milas 45 km , bodrum-milas 48 km olduğunu düşünerek egemen beni yolda karşılayacak böylece bende bodrum'dan devam edecegim yola,yeni karar...
ören'den tekrar hareket eder etmez kayalardan yola bakamıyorum ve bolca foto çalışıyorum abilere göstermek üzere..bana göre bölge olabilecek potansiyele fazlası ile sahip bir kayalık ve ören'e 2-3 km... ve çökertme; türkülere konu olmuş köy,abimle konuşuyoruz...ve saat 15.30 da çökertme rampasını inmiş 61.73 km yol kat ederek mazı kavşagında egemen'le buluşuyoruz, ve paşa ilk kez bir taşıta biniyor ve bodrum 02.06.12...
'kollarım kımıl kımıl titriyor...soluksuz yürümenin neredeyse imkansız olduğu rampalarda paşamı sürüklemek.bitirdi..18 km rampa çık çıkabildiğin kadar' paylaşıyorum sanal aleme bodrum'dan...egemen-esma canlı kıpır kıpır. aynı gece ve ertesi gün bodrum ,gümüşlük,yalıkavak,ortaköy ve kale aktif dinlenme... egemen ve esma'nın aileleri ile tanışıp yemekler ve sohbetler...
feride'nin emanet atlasını bulamıyorum...ne yapacagız...
sabah (04.06.12) egemen ve esma nın bodrum girişine kadar bizi servis yapmalarının güzelliği ile 06.25 te pedala çıktım ve 45 km sonra 10.30 da milas'tayız ve mola enişteyi arıyorum...vede 14.30 da 83.50 km yol alarak bafa zeybek kampinge yerleşiyoruz...ama çadırın bir polü patlıyor deli rüzgardan (imbat)ve dış katman bir kez daha yırtılıyor...ama hiçbirşey moralimi bozamıyor... 'mademki tırmanış yok ozaman ne yapım bira içelim' deyip kendime bira ısmarlıyorum...gölün kıyısında,kayaların üzerinde vede gün batımında yudum yudum...bodrum'un canlı aktif dinlenmesinden sonra bafa tam bir rehabilite oldu... sabah (05.06.12) 07.30 da kahvaltı için oturdugum kayanın üzerinde 2h geçmiş ve devam; göle,ördeklere,balıkçıllara,ufuklara,hayallere.....
zeybek kamping sahipleri ile laflıyorum; sizin burlarda yılan varmıdır netür vardır-yılanmı gördün-deyiveriyo-
bende evet-biz karayılan deriz deyo 'o' buralarda dolanır ahırdaki fareleri yer sonra dut ağacına gelip dut yer biz onu öldürmeyiz-diyor sanki tavuklardan,ineklerden bahseder gibi anlatıyordu...siyah kalın en az 2 m anaç bir kara yılan yaklaşık 2-3 m mesafeden bolca bakıştık ve foto çalıştım...
bu sabah (07.06.12) 06.02 de bafa dan ayrılıyor ve 50 km yi 4 h de aldım diye seviniyorum ama bu çok kısa sürüyor, yağmurdan kaçamayıp yakalanıyoruz ama küçücük otobüs duragı önce bizi sonra motorcuları ve yayaları koruyor,ıslatmıyor... 10 km yol alıp sökedeyim ve ikinci yagmur...ceren'den hava durumlarını ögreniyor ne gidersem deyip yola devam...kuşadası içerisinde selçuk sapagını teyit için sormam kafa karıştırıyor ve çağlar ç.dan acil yol destegi alıyorum az sonra bu kez ön vites en küçük dişliden diğerine geçmiyor...ve hemen dağ bisiklet ibrahim'den tamir destegi alıyorum,sıkışan küçücük bir taş sorun yaratmış tam çözdüm teşekkür tel dan sonra çiş yapayım derken pantolonun düğmesi kırılıyor ama yola devam...
saat 18.30 ,113.18 km yol almış iken kuşadasını kuzey batıdan muhteşem manzaralı yol kenarındaki çam ağacının yanına çadırımı kuruyorum,ahmetbeyli...
sabah 06.05 te seferihisara doğru hareket ediyorum...küçük küçük in çıklar ama suyum çok az tedirginim... petrolun marketı saat 08.30 acılacakmış, artezyen suyu ile mataraları dolduruyorum ve suyun tadı farklı.. iki gün ağzımdan gitmedi farklılık...güllük'ün bitimi ile uzun rampalar başlıyor neyseki inişlerde var..sağ üst baldırımda biraz sinyal var rampalarda tam zorlamıyorum böylece 18 km daha yol alarak sığacık-seferihisar a geldiğimde 68.92 km ve 13.25 olmuştu direk pansiyon buldum duş alıp uzanıyorum tabi önce çamaşır yıkama...iki kez horlama sesime uyanmalı böylece 3 h uyumuşum...akşam üzeri sığacık ta dolanıyorum şirin bir yer dar sokaklar,beyaz tek katlı evler,yaşlı bakkaldan düğme de buluyorum ve besleniyorum... sıgacıkta hava 21.00 de kararıyor,batı...
ve sabah yıne erkenden 06.05 de yola çıkıp onur ş.dan alınan yol destegi ile kısa inişli çıkışlı yoldan kolayca urla'ya sonrada çevre yoluna giriyoruz ve karaburun tabelası keyfle devam ediyorum... ama asıl karaburun yoluna girince trafik korkutuyor,yol gerçek eski antalya sahil yolu ama trafik yogun ve hızlı gün cuma haftasonu da degil...iki tehlike yaşıyorum birincisinde yoldan aşagı inerek üstüme gelen magandadan kurtuluyorum digerinde ise kamyonun biri gerçek yalayarak geçti,daha önceki tırlar falan çok çok iyi imiş...ama devam diyor fakat vites 1-3 pedal dönmüyor rüzgar çok şiddetli bende kuyruğu kıstırıp geri dönüyor gülbahçe'ye bisikleti bağlayıp dolmuşla karabura'a gidiyorum...mordoğan'dan önce balıklıova dan sonra bir adet kamping görüyorum karaburun'a kadar ama serbest kamp atılacak yerler bolca hissediyorum...
ve benim için memleketin en batısı karaburun'dan selamlıyorum ; kızlarımı,kadim dostlarımı,akrabalarımı, adana team i,geyikbayırı olympos kaş göcek bodrum lu tüm tırmanıcıları,yeni tanıştığım arkadaşları ve dedikodu bile olsa adımı zikreden arkadaşları...
ve sabah erkenden kaynaklar'a dogru pedal basıyorum...30 km sonra güzelbahçe'de berrin karakaya ile migrosun önünde buluşup kahvaltı yapıp sohbet ediyoruz sonra ters yönlere yol alıyoruz ikimizde...
10 km sonra narlıdere'den otobana giriyorum , kaçak... kısa süre sonra her yer polis kaynıyor ama bana karışan yok derken diğer taraftan bir el işareti vede az sonra yanımda biten motorlu polis kibarca uyarıyor ama polisler bitmiyor ve tabıı bende çok hızlı değilim,,,yoruldum ama duramıyorum ve bu kez kaba bir ikaz yiyorum ve sonunda küçük bir sorgu sohbeti ve sonrada burcu g.ın tam tarifi gibi kaynaklar sapagından çıkıyorum...ama köy bir türlü görükmüyor...bugün pedalda üst üste dördüncü günüm...ve nihayet 74.75 km ve saat 15.15 de köy meydanındayım...küçük bir alış veriş ve kamp yeri ,huzur...dinlenirken erdem'lerin gelmesi keyfimi yerine getirdi...yarın tırmanış diye konuşuyoruz...
bugün 10.06.12 seyehate çıkalı üç ay olmuş, takvim olarak tahminen yarısı , km olarak ise üçte biri bitmiş 1506 km yol katetmişiz paşayla...sabah yine erken uyanıyorum ama tekrar yatıp 9 gibi çadır dışına çıkıyorum ilk kez matı dışarı serip efil efil uzanıyorum veeee mat patlıyor...
bazı günler hala oldukça duygusal oluyorum nedensizce, çaglar b.nın aladağlardan araması dünkü duygusallığıma iç yağmurları doldurdu...
neyse erdem'ler geldi ve tırmanış,berna'nın gelmesi ile küçük küçük tırmanıyoruz ve en son 2006 da ziyaret ettiğim bölgede temiz bitiremediğim 'tatu' yu bol betalı olarak tırmanıyorum...
tırmanışı seviyorum bana hala çok büyük keyf veriyor....
ve kayalardan herkesten önce ayrılıp çok hafif bir yükle (sağolasın erdem) karşıyaka'ya akıyorum bir 37 km yol ile tersane kafede erdem'le buluşuyoruz......
25 Mayıs 2012 Cuma
Yağmurlar kesildi hava cam gibi ve 'cennet ten bir 'günah' 7a çıkardım...Metin in istasyon klibinden düşmesi kutlamayı buruk kıldı...dün sabah korkunç yorgun olmama rağmen 'ceneviz' sektörde buldum kendimi.etkiliyeci güzellıkte. anlatması çok zor ama ne kafada ne kollarda nede bacaklarda enerjı var, 'kaptan mıchel' VII zorlukla tırmanabıldım...
Metin in abi perşembeye bir şansımızı deneyelim (günah için ) önerisinin üzerine atlamam ile beraber 26 gece konakladıgım olympos ta bugün (22 mayıs) rest,temizlik,deniz ve toplanma var sabah çok erken kaş'a doğru yol almak istiyorum...
Çadırım???evi toplamak oldu..ne çok eşya varmış..eşyalar üçe bölündü yanıma alacaklarım Tafa güvenli ve sınırsız servislerine kargoyuda ekleyerek eşyalarımın bir bölümünü demre ye diğer bölümünü kaş a taşıması müthiş kolaylık oldu...neredeyse uykusuz bir geceden sonra sabah 06.20 de çok hafif bir yük ile pedala çıktım...adrasan, karaöz yönünde korsan koyuna bakarak salyalarım aka aka yol aldım...az önce sevip beslediğim köpeği azarladım bagırdım çagırdım ve pedala hızlı hızlı bastım..garibim yavrusu nu bırakıp bisikletimin peşine düştüğü için...karışık duygular... finike de balıkçı barınagı yerine yat limanı tarafına dönünce hayal edilen güzel sohbet yerini gazozlu bisküvi ile beslenmeye bıraktı ve hemen yol aldım...ama ne mümkün rüzgara karşı pedala basmak gerçek zor oldu...demre ye daha dogrusu çayağzı na vardıgımda çok yorgun ama 86.16 km yi 6.55 dk almış vede saat 16.15 i bulmuştu...Tafa kargonun çadır mat ve tulumu getirmesi ile evimi kurdum..birkaç köpek ve bir adet beyaz balıkçılın dışında kimseciklerin olmadığı uzun sahilde kısa bir yürüyüş...lakin kumların şiddetli rüzgarın etkisi ile oluşturdukları şekiller bana merzuka çölünü anımsattı...orada 10 m yi bulan kum tepeleri çayağzında yaklaşık 1 cm ama gölgeler , sırtlar , dalga şekilleri ...birinde ben dev adam digerinde karınca kadar...yaşam bu kadar göreceli...
telefonun sesine irkilmeli bir uyanış ...tel daki onur şahlar uyuyormuydun abi saat daha sekiz(20.00)..
...oğlum salyam bile akmış dedim halbukı yedibuçukta yatmıştım...sabah tel alarm sesine uyanıp 6.30 da yola koyuldum...3 km lik çayağzı demre kavşagı serin havada gayet güzel ama hemen sonra 14 km lik rampa çeşit çeşit dut yiyerek ve bol molalarla geçti ve 20 kmyi ancak 3.15alabilmiştim...neyse sonraki km ler makul iniş ve çıkışlarla geçti...tam kara göründü misali son 7 km,hafif rampa aşagı olmasına eağmen 2-5 vites 7 km hızla çok zor ilerliyorum...tanrım bu ne rüzgar...neyseki 1-2 km sonra eğim artınca rahatca aktım kaş'a...51.55 km 4.45 dk vede 13.15 te kaş kampingteyim...
kampa yerleşip kirlileri yıkayıp bedenimide temizledikten sonra esra ve sinan la buluşup çay içip bol sohbet ettik...havadan(uçmak) , sudan (dalmak) ve yoldan (bisiklet,tekne)...uğur ile maral tekne ile dünya turuna (cahilcesareti.com) çıkacaklarmış ( 2013 10 nisan - 1 mayıs) ...abi sen deneyimlisin çocuğu nerede doğuralım sorusu ile yorgun bedenim beynim aptala döndü...ben ancak kızlarımı deli gibi seviyorum diyebildim...shirly nin gelmesi ile cumartesiye tırmanış planını yaptık işler tamam...sabah sekiz de uyanmama rağmen dokuzda kalktım oysaki akşam onda yatmıstım ama yinede yorgun kalktım...kaş taki ilk günüm best day....
Metin in abi perşembeye bir şansımızı deneyelim (günah için ) önerisinin üzerine atlamam ile beraber 26 gece konakladıgım olympos ta bugün (22 mayıs) rest,temizlik,deniz ve toplanma var sabah çok erken kaş'a doğru yol almak istiyorum...
Çadırım???evi toplamak oldu..ne çok eşya varmış..eşyalar üçe bölündü yanıma alacaklarım Tafa güvenli ve sınırsız servislerine kargoyuda ekleyerek eşyalarımın bir bölümünü demre ye diğer bölümünü kaş a taşıması müthiş kolaylık oldu...neredeyse uykusuz bir geceden sonra sabah 06.20 de çok hafif bir yük ile pedala çıktım...adrasan, karaöz yönünde korsan koyuna bakarak salyalarım aka aka yol aldım...az önce sevip beslediğim köpeği azarladım bagırdım çagırdım ve pedala hızlı hızlı bastım..garibim yavrusu nu bırakıp bisikletimin peşine düştüğü için...karışık duygular... finike de balıkçı barınagı yerine yat limanı tarafına dönünce hayal edilen güzel sohbet yerini gazozlu bisküvi ile beslenmeye bıraktı ve hemen yol aldım...ama ne mümkün rüzgara karşı pedala basmak gerçek zor oldu...demre ye daha dogrusu çayağzı na vardıgımda çok yorgun ama 86.16 km yi 6.55 dk almış vede saat 16.15 i bulmuştu...Tafa kargonun çadır mat ve tulumu getirmesi ile evimi kurdum..birkaç köpek ve bir adet beyaz balıkçılın dışında kimseciklerin olmadığı uzun sahilde kısa bir yürüyüş...lakin kumların şiddetli rüzgarın etkisi ile oluşturdukları şekiller bana merzuka çölünü anımsattı...orada 10 m yi bulan kum tepeleri çayağzında yaklaşık 1 cm ama gölgeler , sırtlar , dalga şekilleri ...birinde ben dev adam digerinde karınca kadar...yaşam bu kadar göreceli...
telefonun sesine irkilmeli bir uyanış ...tel daki onur şahlar uyuyormuydun abi saat daha sekiz(20.00)..
...oğlum salyam bile akmış dedim halbukı yedibuçukta yatmıştım...sabah tel alarm sesine uyanıp 6.30 da yola koyuldum...3 km lik çayağzı demre kavşagı serin havada gayet güzel ama hemen sonra 14 km lik rampa çeşit çeşit dut yiyerek ve bol molalarla geçti ve 20 kmyi ancak 3.15alabilmiştim...neyse sonraki km ler makul iniş ve çıkışlarla geçti...tam kara göründü misali son 7 km,hafif rampa aşagı olmasına eağmen 2-5 vites 7 km hızla çok zor ilerliyorum...tanrım bu ne rüzgar...neyseki 1-2 km sonra eğim artınca rahatca aktım kaş'a...51.55 km 4.45 dk vede 13.15 te kaş kampingteyim...
kampa yerleşip kirlileri yıkayıp bedenimide temizledikten sonra esra ve sinan la buluşup çay içip bol sohbet ettik...havadan(uçmak) , sudan (dalmak) ve yoldan (bisiklet,tekne)...uğur ile maral tekne ile dünya turuna (cahilcesareti.com) çıkacaklarmış ( 2013 10 nisan - 1 mayıs) ...abi sen deneyimlisin çocuğu nerede doğuralım sorusu ile yorgun bedenim beynim aptala döndü...ben ancak kızlarımı deli gibi seviyorum diyebildim...shirly nin gelmesi ile cumartesiye tırmanış planını yaptık işler tamam...sabah sekiz de uyanmama rağmen dokuzda kalktım oysaki akşam onda yatmıstım ama yinede yorgun kalktım...kaş taki ilk günüm best day....
30 Nisan 2012 Pazartesi
'beş taş' ın italyan versiyonuna karşılık anadolu tarzını gösterip, uygulama yaptıgımız yeni zelandalı genc hanımlarla, ve daha sonra amerikalı erasmus öğrencilerine, tavla bilgimi paylaşarak geçti ilk günüm ama daha da çok sırtım,popom minderlerin yumuşaklıgını doya doya hisssedip keyff yaparak kadir's te.
Izdıraplı 89 km den sonra sakin ve hazır kahvaltı sonrası suyu henüz soğuk ama güneşi mükemmel deniz, doyamadığım olympos...
Güneşli yağmurlu rüzğarlı ama neredeyse her gün dört mevsimin yaşandığı ilk kez 37 gece konaklayabildiğim Geyikbayır'ında arkadaşlarımın her daim güleryüzleri, içten sohbetleri ,partnerlikleri yaşamımı vede tırmanışıma hep pozitif katkı sağladı...Bunların sonucunda ; ilk tırmanışımı hala anımsayamadıgım mukata(VII-) , yılların projesi noel baba (VIII-), çok klas 40m. spider solitere (VIII-) ve lycian alpinist (VII+) en aklımda kalanlar...
Bayır'ın bilinen yüzü özellikle kayalar , tırmanıcılar...almanca ,ingilizce ,türkçe ,fransızca...lisanlar modern yaşamın bir görüntüsü olurken bazen 10dk bazende 10 adım güzergah dışındaki yaban hayatın yabanıllığını ancak bu ziyaretimde bir nebze hissedebildim...
Bu dizler kimin ya da hangi dizler 600 km yol yaptı ciddi ciddi bir yanlışlık var...Ama düşününce gerçekler; 4 tırmanış gününden ve de yola çıkışın 48. gününde bayır dan olympos a ciddi bir dinleme vermeden pedala basınca önce sol sonrada iki dizimin korkunç ağrıları ile Olympos un rampalarından inerken bile mola vere vere 8,5 h. de bol acılı bir halde ulaşabildim Olympos'a. Bu yorucu saatlerin üzerinede Çağlar Ç. nın güzel hizmeti ile 4,5 h. çantalarımın peşinde koşarak günü bol tuzlu ve biberli tamamlayabildim...
Bundan sonraki etaplarda dizlerimin ağrısı yada baş edemeyecegım ağrı ve sorunlarla karşılaşmamam umuduyla...
Izdıraplı 89 km den sonra sakin ve hazır kahvaltı sonrası suyu henüz soğuk ama güneşi mükemmel deniz, doyamadığım olympos...
Güneşli yağmurlu rüzğarlı ama neredeyse her gün dört mevsimin yaşandığı ilk kez 37 gece konaklayabildiğim Geyikbayır'ında arkadaşlarımın her daim güleryüzleri, içten sohbetleri ,partnerlikleri yaşamımı vede tırmanışıma hep pozitif katkı sağladı...Bunların sonucunda ; ilk tırmanışımı hala anımsayamadıgım mukata(VII-) , yılların projesi noel baba (VIII-), çok klas 40m. spider solitere (VIII-) ve lycian alpinist (VII+) en aklımda kalanlar...
Bayır'ın bilinen yüzü özellikle kayalar , tırmanıcılar...almanca ,ingilizce ,türkçe ,fransızca...lisanlar modern yaşamın bir görüntüsü olurken bazen 10dk bazende 10 adım güzergah dışındaki yaban hayatın yabanıllığını ancak bu ziyaretimde bir nebze hissedebildim...
Bu dizler kimin ya da hangi dizler 600 km yol yaptı ciddi ciddi bir yanlışlık var...Ama düşününce gerçekler; 4 tırmanış gününden ve de yola çıkışın 48. gününde bayır dan olympos a ciddi bir dinleme vermeden pedala basınca önce sol sonrada iki dizimin korkunç ağrıları ile Olympos un rampalarından inerken bile mola vere vere 8,5 h. de bol acılı bir halde ulaşabildim Olympos'a. Bu yorucu saatlerin üzerinede Çağlar Ç. nın güzel hizmeti ile 4,5 h. çantalarımın peşinde koşarak günü bol tuzlu ve biberli tamamlayabildim...
Bundan sonraki etaplarda dizlerimin ağrısı yada baş edemeyecegım ağrı ve sorunlarla karşılaşmamam umuduyla...
21 Mart 2012 Çarşamba
Evet .
cemreler düştü bahar geldi geliyor banada 'yol' göründü. Bu kış almış oldugum kararla mart ın ilk günlerinde muhasebe işlerimi bitirir bitirmez emekliye ayrılacagım ve ilk iş geyikbayırı/antalya ya bisikletle yola çıkacagım.
Tüm çevreme 10 mart diye söylememe ragmen iç kararım olan 9 mart 2012 - 08,45 te balcalı/adana dan 'yol'a koyuldum.Toplamda 7 pedal günü 11.gün 19,03,2012 -14,10 da 56h16' mesai ile vede 42h11' sele üzerinde kalıp 614,26 km yol katederek tam iki yıl önce (20,03,2010) sedye üzerinde ayrıldıgım geyikbayırı na ulaşabildim...
Yolda her yer şırıl şırıl bazende gökyüzü de şırıl şırıl.çadırımın etrafı orkidelerlede çevrili oldu. gözlemecinin eski kanepesi yatagım oldu ama genelde çiçeklerle konusarak hatta onlara şarkılar söylüyerek kah sele üzerinde yol alırken bazende 'paşam' ın elinden tutup rampaları tırmandık sayısız viraj döndük. yorulduk ama soluklanıp hep devam ettik yola.
Bu bisiklet ile antalya fikrimi kime söylediysem: 'yavaş git nereye gidiyorsun'. 'nereden baslayacaksın'. 'nerede kalacaksın'.'yollar çok virajlı ve dik rampalar'.'tamam anladık git ama bisikletle olmaz' vs negatif cümleler. Aslında bende kendimi sorguladım hele birde ilk bisikletimi 30 yaşında aldıgım.hiç lastik patlağı yapmamış ve hiç iki gün üst üste bisiklete çıkmamış biri olarak çoook sorguladım..Ancak yola çıktıktan hemen sonra tüm çevremden telefonla.mesajla vede mail ile pozitif destekler inanılmazdı...bazı mesajlar : 'tek tek geride kalırken yol çizgileri geçmişten bir parçada kalır yolda.gelecege yeniliğe doğru çevrilen pedal ise agır gider uzun gider...yolun açık rüzgar seninle olsun...'denizci yolun açık olsun yanlız bir teknede arkandakı dostların gibi sakın dalgalar eslık etsin sana.fırtınasız ama senı surukleyecek ruzgarın olsun hep yol boyunca....'günaydınnnn iyi şans tependen hiç ayrılmasın iyi yolculuklar..yüreginin götürdüğü yere giden adam....
Aslında bu yol fikri ve eylemi sadece balcalıdan-geyikbayırına bisikletle gitmekten çok daha derin hissiyatları var beynımın derınlıklerınde...
Neyse şimdi tırmanış zamanı...parmaklar pamuk gıbı 20 gundur tırmanıs yok tabı...bakalım tırmanacagım çaba gösterecegım tırmanacagım...
iki gündür kendimi dinliyorum yoldan bisikletten bisiklet ile yol almaktan hissiyat hep pozitif...bu düşüncelerim devam ederse beni bekleyen diger tırmanış bahçeleri Anadolu da 6000 km yol demektir...
cemreler düştü bahar geldi geliyor banada 'yol' göründü. Bu kış almış oldugum kararla mart ın ilk günlerinde muhasebe işlerimi bitirir bitirmez emekliye ayrılacagım ve ilk iş geyikbayırı/antalya ya bisikletle yola çıkacagım.
Tüm çevreme 10 mart diye söylememe ragmen iç kararım olan 9 mart 2012 - 08,45 te balcalı/adana dan 'yol'a koyuldum.Toplamda 7 pedal günü 11.gün 19,03,2012 -14,10 da 56h16' mesai ile vede 42h11' sele üzerinde kalıp 614,26 km yol katederek tam iki yıl önce (20,03,2010) sedye üzerinde ayrıldıgım geyikbayırı na ulaşabildim...
Yolda her yer şırıl şırıl bazende gökyüzü de şırıl şırıl.çadırımın etrafı orkidelerlede çevrili oldu. gözlemecinin eski kanepesi yatagım oldu ama genelde çiçeklerle konusarak hatta onlara şarkılar söylüyerek kah sele üzerinde yol alırken bazende 'paşam' ın elinden tutup rampaları tırmandık sayısız viraj döndük. yorulduk ama soluklanıp hep devam ettik yola.
Bu bisiklet ile antalya fikrimi kime söylediysem: 'yavaş git nereye gidiyorsun'. 'nereden baslayacaksın'. 'nerede kalacaksın'.'yollar çok virajlı ve dik rampalar'.'tamam anladık git ama bisikletle olmaz' vs negatif cümleler. Aslında bende kendimi sorguladım hele birde ilk bisikletimi 30 yaşında aldıgım.hiç lastik patlağı yapmamış ve hiç iki gün üst üste bisiklete çıkmamış biri olarak çoook sorguladım..Ancak yola çıktıktan hemen sonra tüm çevremden telefonla.mesajla vede mail ile pozitif destekler inanılmazdı...bazı mesajlar : 'tek tek geride kalırken yol çizgileri geçmişten bir parçada kalır yolda.gelecege yeniliğe doğru çevrilen pedal ise agır gider uzun gider...yolun açık rüzgar seninle olsun...'denizci yolun açık olsun yanlız bir teknede arkandakı dostların gibi sakın dalgalar eslık etsin sana.fırtınasız ama senı surukleyecek ruzgarın olsun hep yol boyunca....'günaydınnnn iyi şans tependen hiç ayrılmasın iyi yolculuklar..yüreginin götürdüğü yere giden adam....
Aslında bu yol fikri ve eylemi sadece balcalıdan-geyikbayırına bisikletle gitmekten çok daha derin hissiyatları var beynımın derınlıklerınde...
Neyse şimdi tırmanış zamanı...parmaklar pamuk gıbı 20 gundur tırmanıs yok tabı...bakalım tırmanacagım çaba gösterecegım tırmanacagım...
iki gündür kendimi dinliyorum yoldan bisikletten bisiklet ile yol almaktan hissiyat hep pozitif...bu düşüncelerim devam ederse beni bekleyen diger tırmanış bahçeleri Anadolu da 6000 km yol demektir...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)